02 Eylül 2010 Perşembe Yıl:41 Sayı:14414
 
01.09.2010 USD(A) USD(S) EUR(A) EUR(S) 02.09.2010 17:20 USD(A) USD(S) EUR(A) EUR(S) İMKB
MERKEZ BANKASI 1.515 1.522 1.936 1.945 PİYASALAR 1.512 1.513 1.938 1.939 60592
 
İHLAS GAZETECİLİK KURUMSAL
 E-TÜRKİYE
 ANASAYFA
 GÜNDEM
 EKONOMİ
 DÜNYA GÜNDEMİ
 SPOR
 MAGAZİN HATTI
 SAĞLIK
 KADIN VE AİLE
 GÜNÜN İÇİNDEN
 KÜLTÜR SANAT
 YAZARLAR
 YAZI DİZİSİ-RÖPORTAJ
 İNSAN VE TOPLUM
 ARŞİV VE ARAMA
 KÜNYE
 EMAIL
 SERİ İLANLAR
 ABONELİK
 TELEFONLARIMIZ
 RSS
 
 
Yılmaz 
Öztuna
 
 Ankara-Washington
Nuri 
Elibol
 
 Cübbelerinizi çıkarıp öyle kon...
Fuat 
Bol
 
 Elbette yetmez ama...
Rahim 
Er
 
 Anadolu İhtilali devam ediyor...
İsmail 
Kapan
 
 Bu mızrak ne çuvala, ne cübbey...
Sami 
Özey
 
 İbretle izlenen parti...
Metiner 
Sezer
 
 Yatırıma doymayan bakan
Ahmet 
Sağırlı
 
 Törenleri sadeleştirin işini...
Mustafa 
Selçuk
 
 Baskı
Muammer 
Erkul
 
 Sahaya çık!
Halime 
Gürbüz
 
 Refleksoloji
Necmettin 
Batırel
 
 67 bin fırtınası!
Lütfi Köksal 
Şerif Akçan
 
 ÇALIŞAN DÜNYASI
Ömer 
Söztutan
 
 söz der ki
M.SAİD 
ARVAS
 
 Önceki ümmetlerin Kadir Gece...
M. Ali 
Demirbaş
 
 Ramazan eğlencesi!
Vehbi 
Tülek
 
 Dehhâk bin Müzâhim
Mehmet 
Oruç
 
 Başarının sırrı
Abdüllatif 
Uyan
 
 “Elini yüzüne sür!..”
Ünal 
Bolat
 
 Bu sefer de evladın duası... ...
 
 
Kemal 
Belgin
 
 Volkan Şen’den yeni bir ders d...
İSTANBUL
Köşe Yazısı
Öcal Uluç
ocal.uluc@tg.com.tr
10 Mart 2010 Çarşamba
Pansumanın sonu kanser!..

Hiç kimseyi “tek olarak” suçlamayalım; herkesi suçlayalım; zira “suçlu” hepimiziz!..
Eğer, tribünlerdeki “çirkin pankartlar ve tezahüratlar sebebi” ile zamanın ünlü ve milli takıma kaptanlık yapmış olan bazı futbolcuları “Türkiye’den kaçar gibi gidiyorlar ve ancak futbolu bıraktıktan sonra” yurda dönüyorlarsa, “bu çirkin pankartlar” ve “bu çirkin tezahüratlar” onların özel hayatları ve aileleri için yapılmışsa...
Bugün dahi, “Galatasaray kaptanı” Arda’nın “özel hayatı ile ilgili” pankartlar, rakip takımların taraftarlarının oturduğu tribünlerde hâlâ boy gösterebiliyorsa...
Ve, “buna karşı”, spor teşkilâtı, Futbol Federasyonu “hiçbir şey yapmıyor” ve “sanki bir şey olmamış gibi” hareket ediyorsa...
Dahası, “İstiklâl Marşımız söylenirken ya da çalınırken”, Türkiye’nin bazı illerindeki tribünlerde “ıslıkla ve kaba söz ve seslerle” protestolar oluyor ve valilerimiz, emniyet müdürlerimiz, spor teşkilâtımız, federasyonlarımız, “hiçbir şey olmamış gibi” seyrediyorsa...
“Türk Milli Takımı’nın teknik direktörü ben olmalıyım” diye ortaya çıkan ve kamuoyundan da, spor basınından da büyük destek alan bir Hoca, bir meslektaşı için “Yalaka” diyorsa ve o hocanın kulübünün “Özür dilemeli” tepkisi üzerine, aynı Hoca, “Eğer Türk olsaydı özür dilerdim ama o yabancı, onun için ne ondan, ne kulübünden özür dilerim” diyerek, “ırkçılığın en dik âlâsını” hem de “meydan okuyarak” yapabiliyorsa...
Buna karşılık, kimseden ve mesela “ırkçılığı lânetleyen ve ağır cezalar yağdıran” FIFA’ya üye Türk Futbol Federasyonu’ndan bile en ufak bir tepki gelmiyorsa.
Sezonun ilk yarısında “Bursaspor tribünlerinde Diyarbakırspor’a karşı işlenen çok ağır ırkçılık ve iftira suçunun, iki başkanı bir araya getirip, el sıkıştırmak ve onlara basma kalıp üç-beş söz söyletmekle yok edileceğini sanmanın idarecilik olduğu” varsayılıyorsa.
Bu defaki Diyarbakırspor-Bursaspor maçının “nasıl gergin geçeceği ortada iken”, zaten yıllar yılı “hassas bir kent olan” Diyarbakır’da “bu maçın her türlü provokasyona açık olduğu” bilinirken, tribünlere hem de “gece” yüzlerce “kaya parçası yığıldığını”, o gün stada ve çevresine 2500 polis yığan bir Vali ve Emniyet Müdürü haber alamıyorsa.
Her şey olup bittikten sonra, resmi ağızlar “Bunlar kaya parçası değildi, tribünlerden ve kolonlardan sökülen beton parçalarıydı” açıklaması yapabiliyor, ama bu defa da “onca kaya parçası için onca betonu kıracak keserlerin, çekiçlerin, balyozların tribüne nasıl sokulmuş olabileceğinin düşünülemeyeceği”, düşünülüyorsa...
Dahası, o stadın tribünlerine, “iğne atsan yere düşmeyecek” kadar insan alınıyor ve böylece “her an patlama olması mümkün” bir maçta “FIFA’nın, Federasyon’un talimatları” hiçe sayılıyorsa...
Üstelik, “sahaya bir şeyler atılma ihtimaline karşı”, tedbir alınmıyor, mesela tribünlerin “ilk 6-7 sırasına seyirci alınmayarak, polisler oturtulmuyor” ve böylece “atılacak şeylerin, saha içine düşmesi” önlenemiyorsa...
Dahasının da dahası, “gazetecinin gözünün hemen kenarını kan revan içinde bırakan” taşların yağışının, bütün ikazlara rağmen devam ettiği, bu defa “yardımcı hakemin hayatının kıl payı kurtulacağı” bir “recm” girişimine dönüştüğü hâlde, hâlâ kulüp başkan ve yöneticileri ile bazı yetkililer, “Canım maç pek âlâ oynanabilirdi, ne var yani, ilk yarıda Fenerbahçe-Galatasaray maçında da yardımcı hakem yaralanmamış mıydı, o maç oynandı, bitirildi; bu maç tatil edildi, ama bilinmelidir ki, kimse Diyarbakırspor’un hakkını yiyemez” diyebiliyorsa...
Ve de, “bazı” yorumcular da, “Fenerbahçe-Galatasaray maçında olanla, Diyarbakırspor-Bursaspor maçında olanları bir tutup” ortaya “Tabii, büyük takımlara cesaret edemezler, küçük takımları yakarlar” isnat ve imalarıyla çıkabiliyorsa...
Nihayet, bu “suret-i haktan görünen” yorumcu arkadaşlarımız, “Fenerbahçe-Galatasaray maçında oyun başlamadan olan olayla”, bütün uyarılara rağmen devam eden Diyarbakırspor-Bursaspor karşılaşmasındaki “sürekli taş yağmurunu” ve “önce gazetecinin, daha sonra yardımcı da yardımcı hakemin yaralanmasının maç sırasında oluşunu”, dahası “oyunun devamı hâlinde, daha da kötü olayların meydana gelme” ihtimalinin “azalma yerine arttığını” göremiyorlarsa.
Diyarbakır’daki olaylar kimseyi şaşırtmasın; zaten şaşırtmadı da!..
Zira, “Aman idare edin, başımıza büyük dert almayalım, zora düşersek de pansuman yaparak, üstünü örtelim” zihniyeti, idaremizden, spor teşkilâtımızdan, federasyonlarımızdan, hakemlerimizden, spor sayfa ve ekranlarımızdan taşarak her yanımızı sarmış bulunuyor!..
Sormak bile gereksiz; “Bu kaçıncı” ve bilelim ki, çıkarılan ama “göstermelikten öteye gitmeyen” adı da “sporda şiddeti önlemek” olan kanunlara rağmen, “sonuncu” da olmayacak!..


Bu Makaleyi Arkadaşınıza Gönderin!
Sizin Bilgileriniz
Adınız - Soyadınız :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın Bilgileri
Arkadaşınızın Adı - Soyadı :
Email Adresi :
Yorumunuz :

  Yazarın Son 10 Makalesi

Makale BaşlıkTarih
Gönderilmeyi hak eden Hoca!..01 Eylül 2010 Çarşamba
Damacılar!.. 25 Ağustos 2010 Çarşamba
Buuumm!..20 Ağustos 2010 Cuma
Turgay-Polat-Adnan-Demirel!..18 Ağustos 2010 Çarşamba
Turnusol!..13 Ağustos 2010 Cuma
Demirören nereye koşuyor? 11 Ağustos 2010 Çarşamba
Elenen Azizbahçe’dir!..06 Ağustos 2010 Cuma
Rüya değil gerçek!.. 04 Ağustos 2010 Çarşamba
Quo Vadis, Polat?..30 Temmuz 2010 Cuma
İki cumhuriyete farklı tarife!..28 Temmuz 2010 Çarşamba
Diğer Makaleler için Tıklayınız... 

Bu gazete basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Copyright © İhlas Gazetecilik A.Ş.